Ana içeriğe atla

ASİMETRİK BİLGİ,TERS SEÇİM VE AHLAKİ TEHLİKE

ASİMETRİK BİLGİ
Herhangi bir işlemde taraflardan birisinin diğerinden daha fazla bilgiye sahip olmasıdır.Örneğin; araba satıcısı alıcısına göre daha fazla bilgiye sahiptir, fon talep edenin (borçlanan) fon arz edenden (alacaklı) daha fazla bilgiye sahip olması, işe başvuran bir kişinin marifetleriyle ilgili işverenden daha fazla bilgiye sahip olması gibi örnekler verilebilir. Wilkinson asimetrik bilginin ‘anlaşma öncesi fırsatçılığı’ ifade ettiğini ve taraflardan birisinin mükemmel bilgi koşulları altında diğer tarafın elde
edemeyeceği avantajları yakalamasına sebep olan bir olgu olduğunu vurgular. Asimetrik bilgi, ters seçim, ahlaki tehlike ve asil-vekil sorunlarına yol açmaktadır. Ters seçim işlem öncesinde, Ahlaki tehlike ise işlem sonrasında ortaya çıkan sorunlardır. Asimetrik olmayan bilgi piyasalar için neden bu kadar önemlidir? Bu sorunun cevabını Neo-Klasik iktisat teorisinin varsayımlarına dayandırabiliriz.
• Piyasada çok fazla alıcı ve satıcı olması ve piyasada tek bir fiyatın olması (atomistik)
• Piyasaya giriş-çıkış serbestliği olması
• Piyasadaki malın aynı olması (homojenlik)
• Piyasada alıcı ve satıcıları tam bilgiye sahip olması (symmetric information)
Bu 4 varsayım tam olarak sağlanırsa bu tür piyasalar tam rekabetçi piyasalar olur. Bu 4 varsayımdan birisi gerçekleşmezse bu piyasa rekabetçi olmaktan uzaklaşacaktır ve piyasa etkinliğini yitirecektir. Bunun sonuçları ise ağır olabilir. Çünkü aksayan bir piyasaya yatırımcı çekmek imkânsız olabilir. Piyasa etkinliği bu 4 varsayımın gerçekleşmesine bağlıdır. Asimetrik bilgi Neo-Klasik iktisadın piyasa varsayımlarından olan 4. varsayımın aksadığı durumlarda ortaya çıkan bir sorundur. Piyasanın etkinsizliğine yol açan temel bir problemdir. Asimetrik bilgi İkinci el piyasalarında ve finansal piyasalarda daha çok karşımıza çıkan bir sorundur. Şimdi asimetrik bilginin yol açtığı temel sorunları açıklayabiliriz.
TERS SEÇİM VE LİMON PROBLEMİ
Ters seçim sorunu ilk defa Akerlof’un makalesinde ‘markets for lemons’ Amerikan ikinci el otomobil piyasasında ortaya atılmıştır. Akerlof bu piyasada iki tür otomobilin olduğunu vurgulamıştır. Bunlardan ilki kaliteli ya da daha az tamir, bakım gerektiren (şeftali ‘peach’) arabalardır. Diğeri ise daha kalitesiz, daha fazla tamire ihtiyaç duyan ya da bakımsız (limon ‘lemon’) arabalardır.
Bu piyasada alıcılar arabalar hakkında fazla bilgiye sahip olmadıkları için kaliteli ve kalitesiz arabaların oluşturduğu ortalama bir fiyattan tekliflerini sunacaklardır. Arabasının limon olduğunu bilen araç sahipleri bu fiyatı anında kabul edecektir. Çünkü arabasını beklenen fiyatın üzerinde bir fiyata elinden çıkarma fırsatı yakalamış olacaktır. Fakat arabasının şeftali olduğunu bilen araç sahipleri de araçlarını ortalama fiyattan satmak istemeyeceklerdir. Çünkü onlarda bilirler ki araçları ortalama fiyatın çok yukarısındadır. Ve böylelikle kaliteli arabalar piyasadan çekilmiş olacak piyasada sadece limon arabalar kalmış olacaktır. Bu durumu fark eden alıcılar ortalama fiyat yerine limon araba fiyatını vermek isteyeceklerdir. Fakat bunu sadece kötü araba sahibi olmak isteyen alıcılar vermek isteyecektir. Bir örnek vermek gerekirse; Kaliteli araba fiyatı: 8.000$, Kalitesiz araba fiyatı: 500$, Alıcıların kaliteli arabalara ödemek istediği fiyat:10.000$, Alıcıların kalitesiz arabalara ödemek istediği fiyat: 1.000$. Piyasada iki arabanında bulunduğu varsayılmaktadır. Arabaların ortalama fiyatı: 4.250$ oluyor. Alıcıların ortalama fiyatı: 5.500$, Alıcılar arabalara 4.250$ ile 5.500$ arasında bir fiyat vermek istiyor. Burada aracını 8.000$a satmak isteyen satıcılar ortalama fiyat karşısında arabalarını satmaktan vazgeçeceklerdir. Fakat aracının değeri 500$ eden satıcılar ise 3.750 veya daha yüksek bir getiriye sahip olmak isteyecekleri için arabasını hemen satmak isteyeceklerdir. Alıcıların bazıları bu durumu fark edemez ve ters seçimle yüzleşirler. Bazı alıcılar ise durumu fark ettikleri için bu fiyattan bu limon arabaları almak istemeyeceklerdir. Tüm bu söylenenlerden yola çıkarak tıpkı Gresham Kanununda ‘kötü paranın iyi parayı kovması ‘olgusunda olduğu gibi ikinci el piyasasında kötü arabanın iyi arabayı piyasadan kovması olgusu gerçekleşmiştir.Bu durum iyi arabaların piyasadan kovulmasıyla piyasanın etkinsizliğine yol açacaktır. Böyle bir piyasa da piyasa etkinliğini arttırmak için neler yapılabilir? İkinci el piyasasında piyasanın etkinliğini hem arttırmak hem de alıcılara doğru bilgiyi sağlamak açısından aracılar devreye girebilir. İkinci el otomobil piyasasında bu aracı kurum oto galericilerdir. Oto galericiler arabalarla ilgili bütün bilgileri alıcılara aktarır ve böylelikle piyasadaki iyi ve kötü arabalar birbirinden ayrılmış olur. Diğer bir aracı ise arabanın iyi olup olmadığını para karşılığında gözden geçiren tamirciler bize söyleyebilir ve bu şekilde piyasa etkin hale getirilebilir. Fakat bu tamirciye nasıl güvenebiliriz, ya bize doğruyu söylemiyor ise, o zaman her hâlükârda ikinci el piyasasında en doğru bilgiyi alıcılara oto galericiler sağlayacaktır. Böylelikle iyi ve kötü araba almak isteyenler belirlenmiş olan fiyatlardan o arabalara sahip olurlar. Böylece piyasa etkinliği sağlanmış olacaktır.
AHLAKİ TEHLİKE
Piyasada işlem gerçekleştikten sonra ortaya çıkan bir sorundur. Borç alan kişi veya kurumların aldıkları bu borçları gerçekten o iş için mi kullanacakları sorunudur. Eğer kullanacakları yer için kullanmıyorlarsa o zaman piyasada ahlaki tehlike sorunu ortaya çıkacaktır. Ahlaki tehlike sorununda asil-vekil sorunu ön plana çıkmaktadır. Asil burada firma sahibi vekil ise yöneticidir. Vekil asilden firmayla ilgili daha çok bilgiye sahip olduğu için asimetrik bilgi olgusu karşımıza çıkacaktır. Eğer vekil firmanın amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik işler değil de kendi çıkarlarına yönelik çalışmalar yapıyorsa o zaman ahlaki tehlike sorunu ortaya çıkacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

talep enflasyonu ve maliyet enflasyonu

İlk olarak şuna değinmek istiyorum.2000'lerin başında kişi başına düşen milli gelir dolar bazında 9,172 iken 2012 yıllarına gelindiğinde bu rakam 17,953 olarak gözüme çarptı.Tabi bu dolar kurunun 1 dolar=1 TL hesaplandıgını varsayarak bu yaklaşım ortaya çıkıyor.Yoksa normalde şu anda kişi başına düşen milli gelir 10.000 dolar seviyesinde.Eğer biz 1 dolar=1 TL üzerinden gidecek olursak her yıl kişi başına düşen milli gelir de artışlar olduğunu gözlemleyebiliriz.Bu da refah düzeyinin arttığıyla bir nevi doğru orantılıdır.Şimdi asıl konumuz olan talep ve maliyet enflasyonlarına gelelim. Enflasyona kısaca değincek olursak ;sepetteki malların genel fiyat seviyesinin artması olarak tanımlayabiliriz.Örneğin;Bir sepet düşünelim.İçinde domates,biber ve patates olduğunu varsayalım.Bu sepetin içinde sadece domates fiyatının artması enflasyona yol açmaz.Sepetin içindeki tüm malların fiyatlarının artması durumunda enflasyondan bahsedebiliriz. Talep enflasyonu :CPI(consumer prices indeks)Tüfe...

PARA ARZI SÜRECİ

Para arzı nedir ilk olarak bunu ele almak istiyorum,şunu da belirtmek istiyorum kolay anlaşılabilecek tarzda,örnekler vererek anlatacağım bir konu olacak. Para arzı; bir ekonomide dönen toplam para miktarıdır.Para arzı sürecinde rol oynayan önemli oyuncular vardır.Bunlar;merkez bankaları,ticari bankalar,mevduat (bankaya para yatırmak) sahipleri ve bankalardan kredi kullananlar.Burada en önemli kurum merkez bankalarıdır. Merkez bankaları hükümetlerden bağımsız hareket ederler ve ülkenin çıkarlarını da gözetirler.Örneğin;Başbakan kalkıp dese ki faizler artacak merkez bankası başkanı  hükümete göre hareket etmek zorunda değildir.Hatta etmez bile. PARA ARZI ARTARSA-AZALIRSA NE OLUR? Bu konuya mikro bazda yaklaşacağım.Öncelikle para arzını arttıralım.Yani piyasadaki ya da ekonomideki dönen para miktarı artıyor,ne gibi sonuçlar doğurur? Burada ceteris-paribus kuralı önem arz ediyor,Diğer her şey sabit iken . Firma-hanehalkı ilişkisini göz önüne alacak olursam; Para Arzı Ar...